Selçuklularda domates yerine koruk ve erik yenirdi

27.03.2011 - 10:43 | Yemek ve Tarih - Seda Uygar Tüm hikayeler
  • Selçuklu döneminde domates olmadığı için yemeklerde ekşi unsuru koruk ve erik gibi ekşi ürünlerle sağlanırmış.

Domates 15. yüzyıldan sonra Anadolu'ya ulaşır. Selçuklu döneminde domates olmadığı için yemeklerde ekşi unsuru koruk ve erik gibi ekşi ürünlerle sağlanırmış. Nevin Halıcı Domates'in sofralarımıza nasıl geldiğini anlatıyor:

domates 15. yüzyıldan sonra Anadolu'ya ulaşır. Yemeklerle buluşması ise daha sonradır. Fransa'da ilk domateslerin çiçek gibi dallarıyla hanımlara sunulduğunu duymuştum. Bizde öyle olduğuna dair bir kayda rastlamadım ama domates mutfağımıza bir girdi, pir girdi. Her yemeğin tadını kendine esir etti. Tabii domates veya salçasını ana sebzenin tadını öldürmeyecek ancak ona tat verecek kıvamda tutabilirseniz ekşimsi tadıyla, rengiyle yemeğe hoş bir hava verecektir. Ancak bazılarımız yarım kilo sebzeye de bir kilo sebzeye de aynı ölçüde salça katarlar ki o zaman o sebzeyi değil salçayı yemiş oluruz. Oysa yemekteki amaç domates, biber, yağ gibi çeşitli katkılarla patlıcansa patlıcan, kabaksa kabak, şalgamsa şalgamın tadını güzelleştirerek ortaya çıkarmaktır.

Selçuklu döneminde domates olmadığı için yemeklerde ekşi unsuru koruk ve erik gibi ekşi ürünlerle sağlanırmış. Konya mutfağı bu örneklerle doludur. Erikli calla, koruklu bamya vb. Günümüzde bağ bahçelerin yok olmasından sonra erikle, korukla yemeklere ekşi tat kazandırmak hayal... Ancak nadiren bağ bahçe sahibi dostlarınızdan zamanında bunları temin ederek Selçuklu tatlarına ulaşabiliyorsunuz.

Günümüzde varsa domates, yoksa domates veya salçası... Arabaşı çorbası da salçayla yapılan bir çorba... Doğrusu erikli arabaşını görene kadar önceleri ne ile yapıldığını merak ederdim. Anlıyorum ki domatesle buluşmadan evvel erikle yapılıyormuş. Selçuklu kaynaklarında arabaşı adına rastlamasam da erikli arabaşı çorbasının muhtemelen o günlere dayandığını sanıyorum.

Arabaşı çorbası Konya'da uzun kış gecelerinde 1950'li yıllarda, komşu teyzelerin masal anlattığı, sesi güzel olanların şarkılar okuduğu, samimi sohbetlerin edildiği gece oturmalarında hamuruyla yapılan ve ikram edilen bir çorbadır. Arkasından da çetnevir, kenevir helvaları yapılır veya peşmani (pişmaniye) çekilir. Arabaşı o denli sevilir ki, Zaman'da yeni yazmaya başladığım yazılardan birinde, bulacağınız "Arabaşı yapılırsa tavşandan /Ben gelirim akşamdan" diye başlayan Konyalı hanımların ortaya koyduğu çok hoş bir tekerlemesi de vardır. Televizyonun hayatımıza girmesiyle o zamanların gece gezmeleri azalsa da, arabaşı günümüzde de çok sevilen, sofralarımızda yer alan bir çorbadır.

Nevin Halıcı
http://www.zaman.com.tr/

Seda Uygar tarafından girilen tüm hikayeler Yemek ve tarih kategorisindeki tüm hikayeler
4103 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
selçuklu yemek, yemek, toplu yemek, mobilya mobilya, yemek masa, yemek oda, yemek ve tarih, tarih yemek, cinius yayınevi, yemek tarihi, iletisim yayinlari, malatya konaklama yerleri, nevin halıcı, selçuklu döneminde yemek, domates, domatesin soframıza gelişi, 2011 hikayeler, 2011 yemek hikayeleri

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter