Şekerin acı öyküsü

10.03.2011 - 17:00 | - Yavuz Dizdar Tüm hikayeler
  • Şeker konusunda bilmeniz gerekenler

Geçtiğimiz perşembe Sakarya Sivil Toplum Örgütleri Platformu’nun (SASTOP) davetlisi olarak katıldığımız vatandaşlarımızı bilgilendirme amaçlı bir toplantıda genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) sağlık risklerini anlattık. Akşam ise SASTOP’un bünyesinde nişasta bazlı şeker ve kimyasal tatlandırıcıların bilinen ve olası olumsuz etkilerinden bahsettik. Çünkü şeker, tadı ve etkileri çoğumuzu cezp etse de insanlık tarihinde bu ölçüde yaygın kullanımı nispeten yeni bir üründür. Sanayi bazlı üretimi ve tüketimi daha çok İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde artmıştır. Ülkemizdeki tarım olanakları sayesinde şeker pancarından elde edilen şeker kullanılır. Bu durum aslında bir şanstır. Zira şeker pancarından elde edilen bildiğimiz toz şeker bir molekül glikoz ve bir molekül früktoz (meyve şekeri) içermektedir. Bu bize “bildiğimiz tat tatminini” sağlamanın ötesinde insülin salgısını da uyarır. Bu durum doyma hissini yaratır, şekerin kanda uzun süre yüksek miktarlarda kalmasını önler. Buna karşılık mısırdan elde edilen şurupta früktoz glikozun dört mislidir. İnsülin salgısı früktozdan etkilenmez.

Mısır şurubu sağlık açısından sorunludur

Mısır şerbetinden yapılmış ürünlerde “doyum” oluşmaz, kan şeker (früktoz) düzeyi de düşmez. Früktoz fazlası hızla bir yağ olan trigliseride çevrilir ve yağ dokusunda depolanır. Bu nedenle mısırdan elde edilen şeker tercih edilen bir şeker değildir, özellikle ABD’de doruğa ulaşan obezitenin önde gelen sorumlularından biri olarak tanımlanmaktadır. Lakin mesele endüstriyel kullanıma gelince mısır şurubunun tatlandırma özelliği çok daha yüksektir, fiyatı da düşük olduğundan yaygın bir kullanım alanı bulmaktadır. Bugün şekerli ürün olarak piyasada bulunan başta meşrubatlar olmak üzere hemen bütün tatlı ürünler mısır şurubundan yapılmaktadır. Yol kenarlarına park etmiş arabalarda, kilosu beş-altı liraya satılan merdiven altı üretim tatlıların bedeli bu nedenle “ucuzdur”.

Kalite unsuru ön planda olan tatlı üreticileri baklava gibi ürünlerinin buzdolabına konmamasını önerir, çünkü şeker pancarı kaynaklı gerçek şerbetle yapılan tatlılar şekerlenir, lakin mısır şurubuna bir şey olmaz (genzinizde bıraktığı yanma tadını ve mide ekşimesini bir tarafa bırakırsanız). Dahası mısır şurubunun elde edildiği mısırın GDO’lu mısır olması olasılığı yüksektir. İthal mısırın en fazla kullanıldığını sandığımız tavuk üreticileri bile, “besleyici olmadığı” nedeniyle iç piyasadan gerçek fiyatına yerli mısır aldıklarını söylemekteler. İthal edilen GDO mısırın başlıca kullanım alanı da bu gibi endüstri alanları olmaktadır.

Yapay tatlandırıcılara özellikle dikkat!

Ülkemizde giderek fazla pazar elde etmeye başlayan diğer ürünler ise yapay tatlandırıcılardır. Kimyasal yöntemlerle elde edilen ve “diyet” olarak adlandırılan bütün ürünlerde başta aspartam olmak üzere yapay tatlandırıcılar kullanılmaktadır. Diyabet hastalığı gibi özel durumlar (o da sadece yeterince) dışında bu tür kimyasal tatlandırıcıların çok miktarda kullanılması da sağlıklı değildir. “Çok miktar” kavramının bir karşılığı yoktur, ama bir bardak çayı tatlandırmaktan çok daha fazlası olduğunu tahmin edebilirsiniz. Zira diyet tatlılar hatalı bir şekilde, kalori almadan tatlı tüketmenin bir yolu olarak algılandığından, hele hele aşırı kolalı içecek tüketme alışkanlığı olanlar için ciddi miktarlarda kimyasal yüklenilmesine neden olmaktadır. Bu tür tatlandırıcıların ilk örneklerinden olan sakarin mesane kanserine neden olabileceği konusunda uyarıları da beraberinde getirmiştir. Bugün özellikle meşrubatlarda yaygın kullanılan aspartam ise, vücuda alındığında sinir sistemi için uyarıcı etkileri olan aspartik asit, fenil alanin ve sinir sistemi için toksik olan metil alkole (metanol) dönüşür. Aşırı miktarda tüketilmesi çok sakıncalıdır. Ne var ki kimyasal tatlandırıcılar tat duyusunu uyarmak açısından çok güçlü, fiyat olarak da çok ucuzdur. Çaya attığınız yapay tatlandırıcının miktarını gözünüzün önüne getirin, bunun bir avucuyla tonla suyu tatlandırmanız bile mümkündür. Bu nedenle maliyeti azaltmak adına karıştırılarak kullanılmaktadır.

Sonuç olarak şeker pancarından elde edilen şeker dışındaki şeker türevleri ve tatlandırıcıların sicilleri son derece kötüdür. SASTOP’u ve bu projenin hayata geçirilmesine öncülük eden Sakarya Kanser Derneği başkanı Sayın Nihal Akar’ı özellikle kutluyoruz.

 

Yavuz Dizdar Kimdir?

Yavuz Dizdar 1964’te İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’ndeki orta eğitimini 1982’de; İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’ndeki eğitimini 1988’de tamamladı. Tıp eğitiminin ardından, o yıllarda Siirt’e bağlı olan Batman’da yaklaşık bir yıl mecburi hizmet yaptı. 1989-1992 yıllarında İstanbul Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı’nda ilaç bilimi üzerine, 1992-1996 yıllarında Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı’nda kanser üzerine uzmanlık eğitimini tamamladı. Bu eğitimlerinin yanı sıra İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nde kanser biyolojisi ve immünolojisi doktorası unvanını aldı. Halen aynı enstitüde radyasyon onkolojisi uzmanı olarak çalışmaktadır.

Tıbbi çalışmalarına paralel olarak 1994’ten bu yana Dünya Gazetesi’nde sağlık ekonomisi ve politikası konusunda yazılar yazmaktadır. İstanbul Üniversitesi’ne ve üniversiter eğitime yönelik yazılarının yer aldığı Fakülte dergisi 2008 yılından beri yayın hayatındadır. Derginin bütün sayılarına www.fakultedergisi.com adresinden erişilebilir.

Bireysel çalışmalarının amacı bilimde yeni düşüncenin desteklenmesidir. Faaliyetlerinin bütünü “hakkaniyetli, bağımsız ve sürdürülebilir bir yaşam” başlığı altında özetlenebilir.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Radyasyon Onkolojisi Uzmanı ve Dünya Gazetesi yazarı Yavuz Dizdar'ın izniyle  yayınlanmıştır.

Yavuz Dizdar tarafından girilen tüm hikayeler Sağlıklı yaşam kategorisindeki tüm hikayeler
6165 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Etiketler
pasta, yemek yemek, yemek, yemek oyunu, yemek tarifleri, yemek tarifi, yemek tarif, tatlı, yemek tariflerim, yemek tariflerini, yemek tarifle, yemek tarifler, yemek tarifeleri, yemek tarifesi, yemek tari, kurabiye, sodexho, yemek sepet, yemek yapma, yemekler, Oktay usta yemek, resimli yemek, resimli yemekleri, yemek resimli, oktay usta yemek tarifleri, meze, yemek tarifi Oktay usta, yemek tarifleri oktay usta, resimli yemek tarifi, yemek tarifi resimli, resimli yemek tarifleri, yemek tarifleri resimli, resimli yemek tarifler, yemek tarifler resimli, yemek oyuna, tavuk yemekleri, tavuk yemek, pastalar, lokanta, ne pişirsem, catering menüleri, lezzet, yemek oyna, et yemekleri, patlıcan yemekleri, kolay yemek, yemek listeleri, yemek listesi, hamur işleri, pratik yemekler, pratik yemek, kolay yemek tarifleri, yemek tarifleri kolay, ev yemek, kolay yemek tarifler, eve yemek, evde yemek, ev yemekleri, bebek yemek, etli yemek, iftar yemek, diyet yemek, pratik yemek tarifleri, pratik yemek tarifler, bugün ne pişirsem, sebze yemekleri, sebze yemek, ne yemek, pasta yemek, akşam yemeği, yemek menüleri, portakal ağacı yemek tarifleri, yemek siteleri, yemek siteler, yemek sitesi, nefis yemek tarifleri, yemek menüsü, tavuklu yemek tarifleri, sulu yemek, yemek çeşitleri, ankara yemek, yemek Ankara, et yemek tarifleri, tavuklu yemek, istanbul yemek, yemek İstanbul, yemek siparişi, yemek sipariş, tabldot, ramazan yemek, yemek programlari, yemek günlüğüm, yemek kursları, yemek kitabi, yemek kursu, videolu yemek tarifleri, yemek tarifleri videolu, oktay ustadan yemek tarifleri, ana yemek, doğal yaşam rehberi, ekolojik üreticiler derneği, yavuz dizdar, dünya gazetesi, nbş, GDO

Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter