Akşama Balık Var

19.09.2011 - 13:00 | - Tüm hikayeler
  • Bizim evde balık, genellikle hafta sonları yenilir. Özellikle de kış mevsiminde, semt pazarından aldığım hamsi ve istavritleri bizzat kendim pişiririm.

 

Denizi ilk gördüğümde on sekiz yaşımdaydım. Daha önce balık yediğimi de hiç hatırlamıyorum. Belki bu yüzden liseyi ite kaka bitirebildim. Fosfor içeren gıdaların beyin için gerekli olduğunu da üniversite öğrenebildim…

Bizim evde balık, genellikle hafta sonları yenilir. Özellikle de kış mevsiminde, semt pazarından aldığım hamsi ve istavritleri bizzat kendim pişiririm.

Belgesellerde izlediğim, Serengeti Vadisinin aç aslanları gibi süzülürüm pazar yerine. Her daim kafama yazdığım, alışveriş listemde bulunanlar daha tezgaha on metre kala dikkatimi çeker. Kırmızı soğan, tere, roka, limon ve turplar ilk hedefimdir. En son balıkları da alıp evin yolunu tutarım. 

Elimdeki poşetleri mutfak tezgahının üzerine koyunca, bir sigara yakıp yemek saatine kadar geçecek süreyi şöyle bir tartarım kafamda. Temizlediğim hamsi ve istavritleri kevgirin içinde güzelce yıkayıp, suları iyice süzülünce, iki kat gazete üzerine kurumaya bırakırım. Tere, roka ve turpları da yıkayıp suyun içinde bir süre bekletirim. Bolca kırmızı soğanı, kayık tabağın içine ince ince doğrayıp; sumak ve pul biber ile fazla ezmeden karıştırırım. Üzerine bir iki tane yeşil biber ve birazcık maydanoz süslemesi ile kenarlarına kırmızı turp dilimleri ve limonlar yerleştirip masaya bırakırım. Kayık tabağın her iki tarafına, yuvarlak tabaklar içerisinde tere ve roka demetleri koyunca da; hazırladığım masaya şöyle gururla birkaç saniye bakarım. 

Sonra kuruyan balıklarımı, yeni açtığım gazete kağıdı üzerinde mısır ununa bular, kızartılmaya hazır hale getiririm. Ellerimi bir kez daha yıkayıp, kızartma tavasını ocağın üzerine koyarım. Tavanın içine boşalttığım yağın kızması için 5-6 dakika geçmesi gerekir. Bu sürede tabakları, çatalları, bardakları aceleyle masaya yerleştiririm. Ekmeği ve tahin helva tabaklarını da masaya koyduktan sonra tavamın başına geçerim. 

Mısır ununa bulanmış minik balıkları üçer dörder kuyruklarından tutup kuyrukları içe gelecek biçimde tavaya dizmeye başlarım. Kızartma tavamız epey büyük olduğu için balık çemberinin ortasında bir boşluk meydana gelir. Oraya da en minik olanları atarım. İlk tavayı tabaklara alır almaz, ev halkına; "Haydiii sofraya, balıklar hazırrrr…" Onlar gelip masaya yerleşene kadar, tavayı ikinci kez doldurmuş olurum. 

Herkes karnını doyurup, masadan kalktığında bir sigara yakıp dalarım. Kim bilir, üç tarafı denizlerle çevrili şu ülkede ne Sait Faik'ler, ne Orhan Veli'ler geçmiştir. Ömürleri boyunca denizi göremeden...  

tarafından girilen tüm hikayeler Akşama balık var kategorisindeki tüm hikayeler
5229 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum Yaz! Sık kullanılanlara ekle veya Paylaş

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!


Kategoriler

Yeni Hikayeler

Yeni Yorumlar

Çok Okunanlar

Çok Yorumlananlar

E-Bülten

Bizden haberdar olmak için
Copyright © Yemek Hikayeleri
hit counter