|
- Uzun süre İstanbul’un en canlı İtalyan lokantası olarak hizmet veren Armani Cafe artık Turgutreis’te
|
Bodrum’da Turgutreis’te Doğuş Grubu’nun D-Marin isimli marinasının içinde bir İtalyan lokantası var. İsmi Armani Cafe. Mutfağı, servisi ve de manzarası ile herhangi bir ülkedeki, herhangi bir şehirdeki önde gelen lokantalar ile yarışabilecek bir lokanta. Fiyatları da benzerlerine göre “makul”.
Bodrum’da Turgutreis’te Doğuş Grubu’nun D-Marin isimli marinasının içinde bir İtalyan lokantası var. İsmi Armani Cafe. Mutfağı, servisi ve de manzarası ile herhangi bir ülkedeki, herhangi bir şehirdeki önde gelen lokantalar ile yarışabilecek bir lokanta. Fiyatları da benzerlerine göre “makul”. ( Lokanta yazarı olarak “makul”ün ne anlamda kullanıldığını anlatmalıyım. Bakkalda 35 TL olan şarabı 150 TL’ye satan lokantanın yanında bu şaraba 75-80 TL isteyen lokantada fiyatlar “makul”dür. Domatesli pizzayı 45 TL’ye satan lokanta yanında, aynı pizzaya 18 TL fiyat koyan lokantada fiyatlar “makul” sayılır. Ama bu fiyatlar karnını simit-peynir ile doyurmak zorunda kalanlar için tabii ki “makul” değildir. Çılgın fiyatlardır.)
Bodrum’da Turgutreis D-Marin isimli bir marina var. Bu marina ve de marinanın içindeki Armani Cafe, Ayhan Şahenk’in kızı ve Ferit Şahenk’in kardeşi, Deniz Şahenk’in ilgisi ile gerçekleştirilen ve yaşayan ciddi yatırımlardır. D-Marin, Turgutreis’in yaşam kalitesini yükseltti. Yedi yıllık marina alanı şimdi yemyeşil bir park haline geldi. Tertemiz, bakımlı bir park. Gece- gündüz yaşıyor. Giriş serbest. Turgutreisliler ve yazlıkçılar için nefes alma alanı.
D-Marin’in içinde alışveriş yapılabilecek küçük bir çarşı ile yemek yemek, bir şeyler içmek isteyenlerin gece-gündüz uğrayabilecekleri kahveler, lokantalar var.
Bunlardan biri Armani Cafe... Filiz Şahenk’in ilgisi ile Armani Cafe yıllar önce İstanbul’da, Maçka’da, Maçka Palas’ın alt katında açılmıştı. Uzun süre İstanbul’un en canlı İtalyan lokantası olarak faaliyette bulundu. Filiz Şahenk Armani’nin bir şubesini Turgutreis’te açtırdı. Şimdilerde İstanbul’daki Armani Cafe’nin yerinde bir başka lokanta var. Ama Turgutreis’teki faaliyetini sürdürüyor.
Geçen hafta D-Marin, 6. Uluslararası Klasik Müzik Festivali’ne ev sahipliği yaptı. Festival boyu akşam konserleri öncesi ve sonrası Armani Cafe’de bir şeyler yemenin içmenin zevkine doyulmuyordu.
Taş fırında ince hamurlu kıtır pizza hazırlanıyor
Kafenin yönetiminden Mustafa Aper sorumlu. Yalçın Önerli servisi yönetiyor. Mutfak şefi Abdullah Tayhan. Bizim masamız ile Serdar Selvi ile Mehmet Akay ilgilendi. Kafenin taş fırınında ince hamur üzerine kıtır pizza hazırlıyorlar. Ekmeklerini kendileri yapıyorlar.
Masaya oturulur oturulmaz, küçük bir sepet içinde farklı ekmek çeşitleri ile bir tabak içinde sızma zeytinyağı ve balsamik sirke servisi yapılıyor. Daha sonra masaya ikram olarak kızartılmış ekmek dilimi üzerinde sarmısaklı, domatesli İtalyan usulü bruschetta getiriyorlar. Güzel şarap bardakları ile buz gibi şarap ikram ediyorlar.
Salatalar (roka ve grana peynirli salata tavsiye olunur) 14-17 TL. Tavuk etli, bonfileli doyurucu salatalar 22-38 TL. Dana carpaccio ve dana bresaola ile prosciutto 28-36 TL. Pizzalar 18-36 TL. Makarnalar ve risotto 23-33 TL. Ana yemek olarak tavuk 25, balık 35, et yemekleri 40 TL.
Biz karı-koca bir pizzayı ve roka salatasını paylaştık. Birer kadeh şarap içtik. Konsere yetişeceğimizden ünlü tatlıları panna cotta’yı tatmaya ve kahve içmeye vaktimiz yoktu. 82 TL ödedik (Tekrar “makul fiyat” tartışmasına dönelim. Bir salata, bir pizza, iki kadeh şarap için bu fiyat “makul” mü? Evdeki yemek ile karşılaştırılır ise hayır. Ama lokanta için evet. Çünkü lokanta yatırımı, çalışanı, işletme masrafı ile bir müessese. Fırın, ocak yanıyor. Fırıncısı, aşçısı sabahtan akşama kadar sipariş bekliyor. Müdürü, servis elemanları var. Masanın üzerinde her seferinde değişen örtü var. Tabak, çanak var. İkramlar getiriliyor. Şişe suyu açıyorlar. Bir bahçede oturuyorsunuz. O bahçenin bakımı için para harcanıyor. Bütün bunlar faturayı büyütüyor).
|