Kara dutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak...dizeleriyle başlayan Bedri Rahmi Eyüboğlu şiiridir.
Fotoğraf: Canan Özkazanç
Ağacı doğru şekilde budandığında dalları orasından burasından fışkırmak yerine aşağı doğru sarkarak, adeta bir çadır gibi olur. Dalları aralayarak içine oturur, oturduğunuz yerden kendinize karadut ziyafeti çekebilirsiniz
Fotoğraf: Canan Özkazanç
Karadutu ağacından yemek en zevklisidir. Ancak elinizi, ağzınızı, değerse üstünüzü kırmızıya boyar. Ama bunun da çaresi var: Dut yaprağı sabundan çok daha etkili biçimde çıkarır bu kırmızılıkları...
Fotoğraf: Canan Özkazanç
Bununla ilgili bir de mitolojik bir öykü anlatılır: Bir zamanlar, birbirlerine aşık Tispe ve Piremus adında iki genç varmış. Aileleri tarafından aşklarını yaşamalarına izin verilmeyen aşıklar, bir gece gizli gizli buluştukları ağacın altında Romeo ve Julyet gibi talihsiz bir biçimde ölür. Tanrıların bu yüce aşkı ölümsüzleştirmek için, çiftin üstünde duran ağacı onların aşkına adadıklarına, Piremus'un kanını bu ağacın meyvelerine, Tispe'nin göz yaşlarını ise ağacın yapraklarına verdiklerine inanılır. O günden beri kara dut ağacının meyvesinin çıkmayan lekesini yani Piremus' un kan lekesini, dut ağacının yaprakları yani Tispenin gözyaşları temizler denir...
Karadut ağız ve boğaz enfeksiyonlarına, dişeti iltahaplarına ve aftlara çok iyi gelir. Saç ve diş dostu olarak biliniyor.
Fotoğraf: Canan Özkazanç
Karadut çok güçlü bir antioksidan içermektedir. Antioksidanlar da bağışıklık sistemini güçlendirir. Kalbi koruyan ve yaşlanmayı geciktiren etkileri vardır.
Fotoğraf: Canan Özkazanç
Karadut, Amerika Kıtasına özgü bir bitkidir. Keşiflerden sonra buradan dünyaya yayılmıştır. Meyveleri, kuşlar, kelebekler ve öteki böcekler için çok çekicidir. Akrabası olan beyaz dutun yaprakları, tarihsel olarak çaydan sonra dünyanın en önemli ikinci yaprağı sayılabilir. Çünkü, ipek üretiminde kullanılan ipek böcekleri bu yapraklarla beslenir.
Fotoğraf: Canan Özkazanç
Başta dondurması olmak üzere, şurubu, pekmezi ve reçeli de pek güzel olur.
Fotoğraf: Canan Özkazanç
Ülkemiz de dutların isimlendirilmesinde bazı çeşitlilikler ve yanlış tanımlamalar olmaktadır. Özellikle siyah ve kırmızı dutlar birbirleriyle karıştırılmaktadır. Siyah renkli (M. Rubra) şeker içeriği yüksek az asitli dutlar “kırmızı dut”, az olgun meyveleri kırmızı ve koyu kırmızı, çok olgun meyveleri siyahımsı kırmızı olan sulu, asidik dutlar da “KARADUT” (M. Nigra) olarak tanımlanır. Karadutun yöresel isimlerinde de çeşitlilik gözlenir. Örneğin karadut; Tokat-Erbaa taraflarında “ekşiare”, Kahramanmaraş, Malatya ve çevrelerinde “urumdut”, Manisa dolaylarında “şurupluk dut” ve Hatay-Antakya civarında “tuti” olarak adlandırılır.
Pakistan’da Urduca dilinde “toot” olarak, ingilizcede ise yine karadut anlamında “black mulberry” olarak adlandırılır. (Kaynak: Doç.Dr.Mustafa ÖZGEN)